Hipertansiyon tek başına, yüksek kan basıncı probleminden daha geniş ve derin bir sorundur; yani bir problem değil, problemler bütünüdür. Koldan okuduğumuz değer, sürecin en sonunda bize ulaşan sayıdan ibarettir. O sayının arkasında otonom sinir sistemi, damar duvarı, böbrek, hormonal denge ve beynin normal olarak kabul ettiği düzey durur.
Bu yüzden akupunkturu ilacın yerine koyan değil, ilacın üstüne ekleyen çalışmaları yakından takip ediyorum. Bunlardan biri Seul’de Kyung Hee Üniversitesi Hastanesi’nde 2004 yılının Ocak-Mayıs döneminde yürütüldü ve 2007’de Neurological Research dergisinde yayımlandı. Aşağıda çalışmanın nasıl kurulduğunu ve ne çıktığını anlatıyorum.
Çalışma nasıl kuruldu?
Kırk bir gönüllü alındı. Büyük tansiyonun 120 mmHg ve üzeri, ya da küçük tansiyonun 80 mmHg ve üzeri olması çalışmaya girmek için yeterliydi. 140/90 ve üzerindekiler ise yalnızca hâlihazırda ilaç kullanıyorlarsa alındı. 180/100 ve üzerindekiler, çalışma sırasında risk oluşmasın diye hiç alınmadı. İkincil hipertansiyon, oturmamış risk faktörleri, kilo verme programı, son bir ay içinde ilaç değişikliği, şiddetli ağrı, atriyal fibrilasyon ve böbrek yetmezliği dışlama sebebiydi.
Hastalar bilgisayarla iki gruba ayrıldı. Bir gruba gerçek akupunktur uygulandı. Diğer gruba, deriye değen ama deriden geçmeyen Park sahte iğnesiyle taklit bir uygulama yapıldı. Ne hastalar ne de tansiyonu ölçen kişi, hangi hastanın hangi grupta olduğunu biliyordu. İlaç kullanan herkes ilacını hiç değiştirmeden, aynı dozda kullanmaya devam etti.
Her iki gruptan da günde otuz dakika tempolu olmayan bir yürüyüş yapmaları, on dakika yavaş ve derin nefes çalışması yapmaları ve bunu bir günlüğe işlemeleri istendi. Tansiyon, sağ koldan, sırtüstü yatar pozisyonda beş dakika dinlendikten sonra, otomatik cihazla ve üç ölçümün ortalaması alınarak ölçüldü. Başlangıçta bu ölçüm altı kez, dördüncü ve sekizinci haftalarda üçer kez tekrarlandı.
Hangi noktalar kullanıldı?
Noktalar herkes için aynı değildi ve çalışmanın beni en çok ilgilendiren yanı burası. Saam akupunkturuna göre dört reçete hazırlanmış, hastanın bünyesel durumu değerlendirildikten sonra ona uygun olan seçilmişti: kalın bağırsak için ST36, LI11 ve BL25; akciğer için SP3, LU9 ve BL13; böbrek için KI7, KI2 ve CV4; mesane için LI1, GV14 ve GB20. Psikolojik etken öne çıktığında bunlara PC6 ve HT7 eklendi. Hasta için seçilen reçete sonuna kadar değiştirilmedi. İğne, Deqi hissi alınana kadar yavaşça çevrildi ve klasik uygulamadaki gibi hemen geri çekildi. Sekiz hafta boyunca, aralarında üçer dörder gün olacak şekilde on yedi seans yapıldı.
Tansiyona ne oldu?
Kırk bir hastanın otuzu sekiz haftayı tamamladı; her grupta on beşer kişi. Ayrılma oranı yüzde 27’ydi ve sebepleri iş, hastaneye uzaklık, diz ağrısı ve kişisel nedenlerdi. İki grup başlangıçta birbirine benziyordu: yaş ortalaması 52 ve 54, on bir ve on kadın, vücut kitle indeksi 25,0 ve 25,3. Hastaların tamamı ilaç kullanıyordu; ortalama kullanım süresi 3,4 ve 4,2 yıldı.
Gerçek akupunktur grubunda ortalama tansiyon başlangıçta 136,8/83,7 mmHg, dördüncü haftada 134,1/83,7, sekizinci haftada 122,1/76,8 mmHg oldu. Sekiz haftanın sonunda büyük tansiyondaki düşüş 14,8 mmHg, küçük tansiyondaki düşüş 6,9 mmHg’ydi.
Sahte iğne grubunda aynı değerler başlangıçta 133,1/81,8, dördüncü haftada 130,5/80,7, sekizinci haftada 129,1/80,7 mmHg’ydi. Düşüş 4,0 ve 1,1 mmHg’de kaldı ve istatistiksel anlama ulaşmadı.
Burada sayılardan daha önemli bulduğum bir nokta var. Dördüncü haftaya kadar iki grup neredeyse aynıydı, aralarındaki fark anlamlı değildi. Ayrışma ikinci yarıda, dördüncü ile sekizinci hafta arasında oldu. Bu, muayenehanede gördüğümüz şeyin ta kendisi. Vücut, kabul ettiği düzeyden bir iki seansta vazgeçmiyor.
Başka neler izlendi?
Hastaların genel sağlık hissi her iki grupta da iyileşti. Ağrı puanı yalnızca gerçek akupunktur grubunda düştü. Tedaviden beklenti ve memnuniyet puanı da yalnızca gerçek grupta ve yine ikinci yarıda, tansiyonun düşmeye başladığı dönemde yükseldi.
Sekiz hafta boyunca alkol, sigara, tuz alışkanlığı, kilo ve yürüyüş-nefes çalışmaları değişmedi. Seansa devam iki grupta da hemen hemen eşitti, ortalama on altı seans; egzersizlere uyum ikisinde de yüzde seksen beşin üzerindeydi. Dolayısıyla tansiyondaki düşüş bunlara bağlanamaz. Körleme de tuttu: iğnenin girmediğini anladığı için çalışmadan ayrılan tek bir hasta olmadı.
Kaydedilen tek yan etki, iğne yerinde oluşan küçük bir kanama noktasıydı. Sekiz hastada ve seansların yaklaşık yüzde beşinde görüldü.
Bu etki nasıl açıklanıyor?
Hipertansiyonun oluşmasında otonom sinir sisteminin payı var. Sempatik tarafın ölçüsünün üzerinde çalışması ve dengenin uzun süre bozuk kalması, kalp ve damarlar için başlı başına bir risktir. Akupunktur için öne sürülen açıklama, bu aşırı sempatik etkinliği azalttığı yönünde; bunun gerçekleştiği yer olarak da kolinerjik sistem ve beyin sapındaki opioid reseptörleri gösteriliyor. İğnelemeden sonra kalp hızı değişkenliğinde görülen ve uyarılan bölgeye göre farklılaşan değişim de aynı fikri destekliyor.
Yazarlar bu alandaki eski çalışmaların yöntem bakımından zayıf olduğunu da not düşüyor. O çalışmalarda iğne yanlış noktalara batırılmış ya da noktalar düzgün bir teşhisle seçilmemiş, sonuçlar da birbiriyle çelişmişti. Bu çalışmanın kıymeti, deriye girmeyen bir sahte iğne kullanarak gerçek anlamda iki taraflı körlemeye imkân vermesinde.
Çalışmanın söylemedikleri
Hasta sayısı az, süre sekiz hafta ve sonrasında takip yok. Bu hastaların izleyen aylarda ne olduğunu bilmiyoruz. Analize yalnızca çalışmayı tamamlayanlar alındı ve hepsi zaten ilaç kullanıyordu.
Bu yüzden sonuç, yazıldığı gibi okunmalı. Akupunktur, hastanın hâlihazırda aldığı tedavinin üzerine ek bir fayda sağlamıştır. Bu, ilacın bırakılabileceğini gösteren bir çalışma değildir ve öyle sunulmamalıdır. Gösterdiği şey şudur: ilaç aynı kalırken tansiyon daha aşağı çekilebiliyor, bu hemen değil ikinci yarıda oluyor ve ciddi bir yan etki çıkmadan oluyor. Ömür boyu yönetilen bir rahatsızlıkta bu küçük bir şey değildir.
Yukarıda özetlenen çalışma: Yin C, Seo B, Park HJ, Cho M, Jung W, Choue R, Kim C, Park HK, Lee H, Koh HG. Acupuncture, a promising adjunctive therapy for essential hypertension: a double-blind, randomized, controlled trial. Neurological Research 2007;29(Ek 1):S98–S103. doi:10.1179/016164107X172220. Yorumlar Dr. Mehmet Salih Özaytürk’e aittir; çalışma kendi yazarlarının eseridir.
Beynin yükselmiş tansiyonu neden kendi normali olarak kabul ettiği ve muayenehanede hipertansiyona nasıl yaklaşıldığı yüksek tansiyon sayfasında anlatılmıştır.